14 Ağustos 2009 Cuma

bazen duş başlığımı bir erkeğe tercih ediyorum.


Suç bizde.
Çok da fazla bu konuda yardımcı olmuyoruz karşı cinse.
Bizim işimiz kolay tabi, hedef belli, dokunuyorsun inliyor.
Ama erkekler kadınlara mastürbasyon yapmayı bilemiyor. Kılavuz yok, yönlendirme olmasa nereye çalışacağını nerden bilsin erkek kişi.
Mesela rahim girişinin(iç taraftan) hemen yukarısına 2 parmakla kemiğe doğru yumuşaktan başlayarak, gittikçe sertleşen bir baskı yap bakalım, hangi kadıncağız olduğu yerde hoplamıyor.
Burda kelimelerle bile ifade etmek zor yeri/hareketi, kaldı ki, er kişi bunu kendi kendine çözsün.
Bu konuda beni şu ana kadar duş başlığı kadar tatmin eden bir erkek olmadı.
Kontrol benim elimde, nereye yönlendireceğimi biliyor, süresini de kendim ayarlıyorum.
Partnerini de böyle yönlendirmek, gerekirse ellerinle kılavuzluk etmek gerek, yoksa yüksek medeniyetler mertebesine erişemeyeceğiz azizim.
Kısaca, tazyiğine kurban olayım duşbaşlığım, allah akıntına zeval vermesin.
(fotoğraf:deviantart/doches)

3 Ağustos 2009 Pazartesi

SEXERCISES volume 1


Kegel: Cinsel organları çevreleyen kasları güçlendirmeyi ve iradi kontrol altına almayı hedefleyen bir dizi egzersiz. Bu egzersizlerin, cinsel hazzı ve hissi artırdığı iddia edilmektedir. termbank.net

Uzun zamandır yapıcam yapıyorum derken bir türlü rayına oturtamadım bu egzersizleri unutkanlığım yüzünden. Elime kurdela mı bağlasam, banyoya not mu yazsam ne yapsam diye düşünürken şu işi derinlemesine bir şey edeyim dedim. Yanlış yaptığım bilmediğim noktalar varmış, sizi araştırma derdinden kurtarmak için kendimi feda edip en doğru bilgileri topladım bi başlık altında efendim, buyrun;

  1. Genel bir uygulayış olarak Kegel'i çişini yaparken uygular kadın kısmı. Aman diyim, yapmayın. sağlıksız bir o kadar da o kasları yorucu bir hareket imiş bu. Sonra very very namüsait bir durumla karşılaşma olasılığı kazanıyormuş insan bünyesi mesanesini sıkıştırınca.
  2. Gün içerisinde milyonlarca kez uygulamanın da bir mantığı yok imiş. Kol kasına benzemez, çabuk yorulur, narin, nazik bir organımız imiş pelvik taban kaslarımız. Uygulaması ise günde 3 kere, sabah, öğle, akşam vakitlerinde 10ar kasış şeklinde imiş. Kasışlar ise 3-10 saniye arasında değişebilirmiş.
  3. Kegel kaslarını çalıştırırken başka hiç bir kasın kasılmamasına dikkat etmek gerekirmiş, aman diyim ha, işe yaramazmış.
  4. Herhangi bir karın, bel, kasık ağrısı sırasında egzersiz yapılmamalıymış.
  5. Nefes tutulmamalıymış.
  6. Şimdilik bu kadar, hava çok sıcak, daha serin bir gecede taocu uygulamalarla karşınızda olacağım.

18 Temmuz 2009 Cumartesi

vajinismus


Vajinismus
, kadınlarda görülen cinsel bir işlev problemidir. Vajina girişini çevreleyen kasların istem dışı kasılarak cinsel birleşmede acı ve ağrıya neden olması ya da bu sebeple cinsel birleşmenin hiç gerçekleşememesi şeklinde tanımlanabilir. vikipedi.

Benim mahalle arkadaşlarım olmadı hiç. Mahalle okuluna gitmedim ve o kültürde yerlerde yetişmedim çünkü.
Ortaokuldayken kuzenimi ziyarete giderdim. Onun mahalle arkadaşları vardı. Onlarla oturup konuştuğum zamanlar, cinsellik adına öğrendiğim, doğru-yanlış, ilk bilgilerin temelini oluşturur.
Friendfeed diye bir sosyal ağa üyeyim ben, orada mahalle baskısı üzerine epey tartışmalar yapıldı, tartışan taraflar yine de sosyolojik olarak bu kültürün bağrından kopmuş insanlar değil, o baskıyı dışardan yaşayanlar, aileden değil genelde.
Bu oturup konuştuğum kızlar, mahalle baskısını ta aileden alan, bunun korkusu ve kurallarıyla yetişmiş, hayatını buna göre yaşayan kızlardı. Yaşlar 14-15 civarı o sıralar.
Dışarıda herhangi bir şekilde bir çocukla görünmeleri yasaktı, hatta o mahallede bir disko vardı, onun yanından bile geçmeleri hoş karşılanmıyordu, kötü kız etiketi yememek istiyordu hepsi, çünkü geri dönüşü dayak, evden çıkma yasağı, hatta evde tek başına kaldıkları zamanlarda kapının üzerlerine kilitlenmesi oluyordu (ciddiyim).
Hatta bir babanın gazabına uğramış bir aile o dönemlerde 5.5 lik bir sarsıntıda evde mahsur kalmış, kadın panik atak yüzünden hastanelik duruma gelmişti. -anektod-
İşte böyle bir ortamda, bu kızlar, cinsel ilişkiye ilk giriş zamanında acının en az nasıl yaşanacağı hakkında ansiklopedik bilgiye sahiptiler. (belirtmeliyim ki o sıralar neredeyse hiçbir evde internet yoktu, cinsel ansiklopedi serilerinin de o evlere girdiğini pek zannetmiyorum:)
Daha bıyıklarını almalarının yasak olduğu zamanlarda ilk gece korkusunun üzerine saatlerce konuşur, büyük bir penisin yaratacağı acı ve ızdırap konusunda tartışmalar yapardık.
Ben hiçbir şey bilmezdim tabi, onlardan duyduklarımı onlara satardım genelde.
Seks, her zaman için acı dolu bir olay olarak konu olurdu. Erkekler çok büyük zevk alır, kadınlar her zaman acı duyardı. İlk gece sonrasında da, penisin vajinaya yavaş ya da hızlı giriş durumuna göre de acı yaşanırdı. Kesin bir bilgiydi bu, hepimiz mecbur yaşayacaktık.
Çok fazla seks yapan kadınlar ise falloş kıvamına gelip sevişmekten hiçbir zevk almazlardı. Ortası yoktu bu işin, ya acı çekecektin, ya şişme bebek olacaktın.
Benim ortaokul yıllarım, neyse artık, evlenmeme çok var nasılsa diye endişelenmeden geçti (ilk vereceğim erkek kocam olacaktı çünkü, aksini düşünmezdim). Ha bir de kim benimle evlenmek ister gibi ayrı bir evde kalma korkum vardı ki, o konuya hiç değinmeyeyim şimdi.
Aradan zaman geçti, bu konular okulda da konuşulmaya başlandı, yavaş yavaş büyüyor, regl oluyor, fındık kadar memelerimize südyen takmaya başlıyorduk. Ama okul ortamında da, -mahalle kültüründen gelmeyen bir topluluktu o da- sevişmek=acı idi. Konuşulanlar softlaşmamıştı, aynı hard core acı çekilecek, belki ilk gece hastanelik olacak, belki de yavaş yavaş acıya dayanarak bu süreci günlere yayacaktık. Ama ille yaşayacaktık bunu, kaçınılmaz gerçek.
Bu arada zaman ilerliyor, benim hem vaktimin daraldığı hissi, hem de çok seversem birine veririm fikri kafamda oluşmaya başlıyordu. Üniversite yıllarında çok seversem birine verecektim, ilk gün milk gün, asiydim, başederdim.
Artık seks konusunda daha doğru bilgilere, nasıl yapıldığı hakkında da teorik olarak pörfekto kıvama, masturbasyon konusunda da beginner seviyesine ulaşmıştım. Ama o sıralar masturbasyon aşırı ayıp, aşırı olmaması gereken bir şeydi. Yaparken suçluluk duygusu yaşıyordum biraz.
Hala intermediate değilim bu konuda. Az pratik yapıyorum. Bu ayıp duygusunun kalıntıları sanırım.
Üniversite yılları. Artık seversem veririmden, ver de kurtul seviyesine atlamıştım. Bir an önce kurtulmam gerekiyordu, yeterdi artık. Çevremde arkadaşlarım sapır sapır kadın oluyordu. "kız" olmaktan utanır hale gelmiştim. Doğru zaman olayına inanırım ben. Doğru zaman gelmişti, doğru kişiyi bulmaktaydı sıra.
Doğru kişi sana bu konuda anlayış gösterecek, acı çekersen bu konuda sana mümkün olan yardımı yapacak erkekti. Doğru kişi diye bir şey yoktu yani.
Benim ilk regl dönemimden beri ağrılarım çok fazladır. Duvarları tırmalarım, o derece. Bu sorun için doktora gittiğimde, "kanalların dar, evlen, geçer" bilgisini edinmiştim o sıralar.
Evlenince kanallarım genişleyecekti, ama tam sıçmıştım, zaten yeterince acı verici bir olayın en bahtsızlarından biriydim ben. O kanal ne boksa, bende dardı. Umarım yeterince büyük bir penise denk gelmezdim.
Üniversite yıllarına geri dönelim.
Sonunda birine verdim, kurtuldum.
Kanallarım dardı ya, yine epey şanslı! bir insan olarak ilk verdiğim adamın hayvani bir penisi vardı, ben bunu onunla sevişmeden önce oral seks yaparken keşfetmiştim. Ama bu yola gönül koymuştum, artık geri dönüşü yoktu, olacaktı bu iş. Bu tehditler beni yıldıramazdı, asiydim ben.
Acıdı mı, evet, yalan söylemeyeceğim, epey acıdı.
Ama hastanelik olmadım, geceler boyu yapmak için alıştırmalarda bulunmadım, daha küçük penisli birini aramadım, sevişmenin hızını kendime göre ayarlamaya gerek duymadım, kitlenmedik, kemiklerim kırılmadı ya da kalıcı başka ne boksa, o söylentilerin hiçbiri olmadı. Oldu, bitti, en fazla da 15 dakika sürdü bu durum.
Sonra kurtuldum, kadın oldum.
Olabilecek en büyük penisle, olabilecek en dar "kanala" sahip, duyabileceği en manyakça şehir efsaneleri ile büyüyen bir kız çocuğu, o gece kadın oldu.
Burdan tüm kızlara söylüyorum, daha kötü ne olabilirdi:)
Köşe mahalle lafları ile, okuldaki seks kaynatmaları ile beyni yıkanan bireyler olarak yetiştirildiğimiz için, bizi seks konusunda bilinçlendirmemek için elinden gelen herşeyi yapan güzel toplumum için, masturbasyonun kaka olduğunu beynimize sokan allahın belası kültür için kocaman bir nah çekiyorum.
Hastalıklı bir nesilsek, bir sebebi var, o da sizsiniz, beynimizi dolması gerekenlerle değil, olmaması gerekenlerle doldurup, bizi ruh hastası, histerik, paranoyak hale getirdiniz.
Ne seksin yaşamın en doğal ihtiyaçlarından bir olduğunu söylediniz, ne de sevişmenin günah olmadığını.
Bu yüzden hep korkutuldu bünyeler, korku, insanları kontrol altına almak için başvurulan ilk yoldur. Dinde de durum budur.
Kültürel normlarla dolan kuşbeyinlerimiz, ilk vermemiz gereken kişinin kocamız olduğuna şartlandırdı bizi, neyse ki, oturup üzerine düşününce saçmalığını farkedenler çıktı aramızdan.
Sizin elinize kalsaydık, daha çok manyak olacaktık da, benim gibiler kaçtık elinizden, kurtulduk.
Oh iyi ettik.
Düzenli bir seks hayatı olan, istediği herkesle yatan bir kadınım ben artık.
Onca korku dolu efsane, histerik düşünceler, bir de bahtsızlık beni vurmadı, ama bu ülkede yaşayan binlerce zavallı yaşıtımı hala vuruyor, bu konular hala korku ile kontrol altında tutulup, tu kaka ile uzaklaştırılıyor bünyelerinden.
Doğal ve içgüdüsel bir ihtiyacın bu derece bastırılması, sadece dişinin değil, erkeğin de sayko olmasını sağlıyor elbet. Ama bu yazının konusu bu değil, başka bir zaman değinirim buna da.
Demem o ki, sevişin arkadaşlar. Yaşadığınız acı her ay regl olduğunuzda çektiğinizin bir gıdım fazlası olacak belki ama, kazanımlarınızı düşündüğünüzde, gözün görmeyeceği kadar yavan bir bedel bu.

14 Temmuz 2009 Salı

her şey bir sunum meselesi


küçük göğüs yoktur, sergilenilememiş göğüs vardır.

bj for man, yok öyle!


porno kadınlardan çok erkeklere yönelik çekiliyor.
bunun erkeklerin daha çok sekse ihtiyacı olduğundan olmadığı açık, biz de yeterince azgınız, porno izlerken tahrik olup, mastürbasyon yapıyoruz.
tamam, aktivite 2 cins arasında oluyor, kabul ediyorum, ama şöyle düşünün.
bir porno sitesini açtığınızda ana sayfada atıyorum 15 tane resim varsa bunların 10 tanesi kadının penis emmesi üzerine.
oral seks kadınları tahrik etmez gibi bir savla çıkmayacağım ortaya, sonuç olarak karşındakinin aldığı zevk azgınlığını artırıyor, ama mesele şu ki, oral seks videoları kadından çok, erkeğe yapılan şekliyle sunuluyor.
haksızlık var burda.
porno filmlerde bu rutin her zaman var, kadına ayrılan saniye oranı erkeğe ayrılandan daha az, bu bir gerçek.
biri sırf kadınlara yönelik porno çeksin, konulu olsun bir de, çok mutlu olurum.
ben bir kadına oral seks yapılırken daha çok azıyorum mesela.
belki de sırf bunun üzerine filmler toplayan bir site vardır, ben henüz bilmiyorumdur, olabilir.
biraz feminist olduğumu da düşünebilirsiniz, ki bunda da kötü bir şey yok:) hakkımı arıyorum ben ulan!
ha olayın şöyle bir yanı da var, kim ne derse desin, kadın fiziği dünyada var olabilecek en estetik şey. erkeklerin de kaslısı, yok efendime söyleyeyim geniş omuzlusu mübah, tahrik edici, ama fiziksel anlamda kadınla yarışamaz bence. durum böyle olunca ne oluyor, göstermek için elde malzeme kocaman bir penis kalıyor, kadının zaten ince beli, iri, pembe memeleri, ince bilekleri,pürüzsüz poposu, kısaca narin, estetik bir vücudu var, neresini göstersen bir erkeği azdıracak yani. zaten kadın için uğraşmaya gerek yok, bari penise odaklanalım mı demişler, nedir, biri bana anlatsın bunu.
anlamıyorum ben, bir de porno da eşitlik istiyorum, dedim bunu evet:)

13 Temmuz 2009 Pazartesi

feromon



cinsel açlık çektiğimizde salgıladığımız bu hormonu, metabolizma öldüğünde de salgılıyormuş.
cinsel açlık=ölüm denkleminden yaşamın yegane sebebinin sevişmek olduğunu sizlere sevgiyle duyuruyorum gençler, artık rahat rahat sevişebilirsiniz.
dağılın şimdi, hadi bakalım.

ERKEĞİN İÇİNDE YATAN GAY, SANA DİYORUM!




"bütün erkeklerin içinde gizli bir gay vardır".
taze blogun ilk postu biraz iddialı olmuş oldu, farkındayım, ama iyi promote eder aynı zamanda:)
şimdi hööyyt, ne demek ulan, bi siktir git naraları atmadan önce yazının geri kalanına bir göz atmasını isterim eğer okuyan herhangi bir cengaver varsa.
gaylik konusu çoğunlukla hassas bir konudur. diyelim ki bir arkadaş grubu ile muhabbet ederken konu gaylere geldi bir şekilde. erkeklerin verdiği ilk tepki (%90) bahsedilen kişi/olay ile dalga geçme, ya da küfretme şeklinde ceryan eder. yani benim çevremde böyle ceryan eder, ki mahalle delikanlılarıyla, köşedeki kahvede oturmuyorum, üniversite okuyan, belirli bir dünya görüşü olan, kısaca mahalle ağzı olmayan erkeklerin verdikleri tepkiler bunlar. medeni olduğunu iddia eden insanlar yani.
peki bunca tepki nedendir?
psikolojide ille ki bir adı var bunun. benim ilgi alanım olmadığından cahilce bir tanımlama yapmayacağım, anlattığımda ne demek istediğimi anlayacaksınız.
klasik bir örnek vardır psikolojide, hani şu katil adamın sürekli ellerini yıkaması muhabbeti. o katil adam neden ellerini yıkıyor, çünkü o ellerle cinayet işledi, elleri kirlendi, şimdi sürekli temiz tutarak aslında böyle bir şey olmadığını kendine kanıtlamaya çalışıyor. ellerini yıkadıkça temiz bir insan evladı o. obsesif kompulsif bir hareketle vicdanını temizliyor hınzır.
peki bunun konuyla alakası ne? erkekler aslında içlerinde var olan homoseksüel dürtüleri engellemek adına normal hayatta bu konu üzerine aşırı tepki veriyor, çok karşı bir insan olduğu profili çizerek, hem çevrenin onun hakkındaki izlenimini bu yönde etkilemeye çalışıyor, hem de kendi vicdanını rahatlatıyor. küfrettikçe/dalga geçtikçe erkek adam o. her gay kelimesi geçtiğinde obsesifçesine aynı tepkiyi vererek vicdanını temizliyor bu hınzır da yani. bunun aynı zamanda farkında olmadan yapıldığını düşünüyorum, yani mekanizma o kadar karşı ki, neden böyle bir tepki verdiğini düşünme aralığı bırakmıyor kendine. kültürel normlar buna sebep sanırım. sokağa neden çıplak çıkmadığımızı düşünmemek gibi otomatik olmuş bir nevi.
tabi ki bu söylediklerimin altında akademik bir araştırma yok, kendi gözlemim bana rehber.
lezbiyenlerden bahsederken hiçbir kız küfretmez ya da dalga geçmez bu arada. bu cümleyi kızların içinde bir lezbiyen yoktur demek için kurmadım. bu sadece diğer bir saptamam. kadınlar lezbiyen biri hakkında konuşulduğunda dikkat kesilir, kendilerini bu konuda aklamaya çalışmak için uğraş vermez, sebebi erkeklerinki kadar büyük bir egoya ya da kültürel baskıya maruz kalmamaları olabilir (kastettiğim kültürel baskı cinsel bir obje olarak erkek ya da kadın olmakla alakalı. minik bir çocukken gurur kaynağı olan pipinin komşu amcalara gösterilmesinden başlayan bir kültürel baskı yaşar erkekler. kadınlar bizim toplumumuzda daha çok karnından sıpa/sırtından sopa ikileminden ileri bir mesafe katedebilmiş değil cinsel anlamda, buna da tepki verecek herhangi bir bayan okurun, cinselliğini, kadınlığını keşfetmiş çok küçük bir kitleden değil de, tüm ülkedeki kadınlardan bahsederek kurduğum bir genelleme cümlesi olduğunu bilerek okumasını isterim. kadının toplumda cinsel açıdan gurur kaynağı doğurduğu sıpayken, erkeğin ki kocaman penisi ve "erkeksiliği"). konuya bu açıdan bakınca kültürün kadınlara değil de erkeklere de cinsel açıdan baskı uyguladığını görmüş olmak o kadar garip ki.
şimdi yazının başında siktiri çekmiş olan sevgili erkek okur, ne demek istediğimi anlatabildim umarım. anlattıklarımın tabi ki de bir kesinliği yok, arkasında nitel araştırmalar yok, sadece gözlemler ve üzerine biraz düşünmek beni buraya getirdi, o siktiri neden çektiğini biraz düşünürsen belki yakın bir sonuç sen de elde edebilirsin, belki de etmezsin, her neyse ne.